Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Bilgilihocam

Oruç Tutmanın Adabı Nasıl Olmalıdır

Oruç Tutmanın Adabı Nasıl Olmalıdır

Oruç Tutmanın Adabı Nasıl Olmalıdır?

Ramazan ayı binbir güzelliklerle doludur. Ancak bu güzelliklerin temelinde yatan ve tutulması emredilen orucun manası esasında nefsin terbiye edilmesidir. İnsanlar asırlar boyunca nefislerini öldürmeye çalışmış, onu tam ortadan kaldırdıklarını düşündükleri anda ise nefis bütün eziciliğiyle tekrar ortaya çıkmıştır. Resullulah Efendimiz dünyaya teşrif ettiklerinde ise “Nefsin senin binek hayvanındır, ona yumuşaklıkla muamele et” buyurmuşlardır ve nefsin ölmeyeceğini fakat terbiye edilmesi gerektiğini tüm insanlığa öğretmişlerdir.

Oruç ibadeti nefsi terbiye etmenin en kıymetli yollarından birisidir. Nefsin terbiyesi bedenin terbiye edilmesiyle başlar ve bedeni terbiye sağlanmadan nefsin terbiye edilmesi mümkün olmaz.

İnsan midesi ortalama olarak 200-250 gr ağırlığındadır. Çok yemek yendiğinde mide normal işlem kapasitesini zorlar. Hazmedemediği besin öğelerini depolar. Ancak bu durum fazlalıkları vücuttan atmakla görevli tüm organları zamanla yorar ve yıpratır. Eğer vücut depoları tamamen doluysa bu sefer besin atıkları kana karışmaya başlar ve kan dolaşımı yavaşlar. Bu atıklar zamanla damarlarda birikir ve onları tıkar. Ancak burada önemli bir nokta vardır. Herkesin yemek yeme kapasitesi elbette ki farklıdır. Örneğin olimpiyatlara hazırlanan bir yüzücü ile sporla fazla ilgisi olmayan bir kimse arasındaki yemek yeme kapasitesi farklı olacaktır. Çok yemekten kasıt tıka basa mideyi doldurmaktır. Bir Hadis-i Şerifte midenin üçte birinin yemek, üçte birinin su ile doldurulup kalan üçte birinin ise boş bırakılması gerektiği buyurulmaktadır.

Oruç tutarak az yemek suretiyle beden dinlendirilir ve ilk adım atılır. Ancak esas oruç bundan sonra başlar. Kalp, Allah’ın nazargâhıdır ve onu korumak gerekmektedir. Kalbimizi korumanın yolu gözlerimiz, kulaklarımız ve dilimizi korumamızla mümkündür. Oruçlu olduğumuz süre içerisinde nefsimizi yükseltecek şehvet içeren görüntülerden uzak kalmamız gerekmektedir. Dedikodu ve gıybet yapılan ortamlardan kulağımızı muhafaza edip aynı şekilde dedikodu olmasa bile boş konuşulan, insana hiçbir fayda getirmeyen ortamlardan uzak durmamız gerekmektedir. Hayatımızdaki pek çok sorun dilimiz yüzünden başımıza gelir. Ufacık bir söz karşımızdaki insanı veya bir ülkeyi mahvetmeye ya da ona yeni güzellikleri getirmeye muktedirdir. Ağızdan çıkan söz o kadar önemlidir ki yüceler yücesi Peygamber Efendimiz “Ya hayır söyle yahut sus” buyurmuşlardır. Oruç tuttuğumuz müddetçe ağzımızdan hep hayırlı, hep olumlu kelimelerin, cümlelerin çıkmasına gayret etmek, negatif hiçbir sözün ağzımızdan çıkmasına müsaade etmemek oldukça önemlidir.

Oruçlu olduğumuz müddetçe, kalbimizde ve kafamızda yıllardır biriktirdiğimiz kinleri, nefretleri, intikam duygularını bırakmak, çirkin hayalleri terk etmek gerekmektedir. Çoğumuz farkında olmasak dahi bilimsel olarak da ispatlanmıştır ki, negatif olan duygu veya düşüncelerimizi dışarıya yansıtmasak bile onları sürekli içimizde tuttuğumuzda, yerlerine güzel düşünceler, güzel duygular koymadığımızda sinir sistemimiz, ruh halimiz çöküşe geçmektedir. Önemli olan dışarıya yansıtmadığımız duyguları, kafamızdaki düşünceleri bile Allah’ın bildiğinin farkında olarak, O’na hiçbir şeyin gizli kalmadığının bilincinde olmaktır. Ve oruç tuttuğumuz sürece bedeni ve ruhi olarak tam bir edep içerisinde Allah’a yakınlık yoluna girmektir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.