Volkan Konak Kimdir?


yaprak0135

Webmaster
Yönetici
Volkan Konak Kimdir? volkan konak, kimdir, hayatı, biyografisi, çalışmaları, şarkıları, ile ilgili bilgiler burada melekler lbid ]volkankonakkimdir5c5a6b125faaf]]volkankonakkimdir5c5a6b125faaf]volkankonakkimdir5c5a6b125faaf Annesi, bir erkek çocuğun peşinde beş kız doğurduktan sonra yeniden hamile kaldığında, tipik Karadenizli bakışıyla nasılsa bu da kız olacak, aldırayımder ve doktora gider Oysa hekim Üzülme abla, 300 liraya alırımdeyince sinirlenir: Ya geç ordan, 300 liraya doğurur da büyütürüm oniBu Nedenle doğabilir Volkan Konak; 1967 yılının 27 Şubat günü Saynur ve Demirağa lakaplı Cevat Konak’ın son çocuğu ve hayatı her tarafında, doktor 200 lira dese, bu dünyaya gelmeyeceğinin bilincinde olarak, zaman zaman da Ee, ben 300 liralık adamımdiyerek Trabzon’un Maçka ilçesinin, değiştirilen Rumca adıyla Hacevera (Yeşilyurt) köyüdür doğduğu yer Dolayısıyla ayrıca genlerinden, ayrıca yetiştirilişinden, Kuzeylidir Sürmene bıçağı gibi belirgin, köşeli, hiçbir vakit dairesel bir çakıltaşı olmayacağını bilen bir Kuzeyli İlçeye üç dört kilometre yürümekle ulaşılan yüksekçe bir köyde doğup büyümesine rağmen, Karayolları’nda emekçi olan babası, çocuklarının yarın bir gün okumaya ya da çalışmaya şehre gideceklerini düşünerek verir ilk eğitimini Dolayısıyla, babasının kavalye niyetine eline tutuşturduğu sandalyeyle, horondan önce valsöğrenir Gaz lambasında Fakir Baykurt’lar, Yaşar Kemal’ler okunur evde Tabii bir de Nazım Hikmet’ler Bütün Maçka gibi onun ailesi de yüzde 98 okur yazarlık oranı ve ağır CHP’liliğiyle bilinir Ama sonuç olarak Karadenizlidirler; Esas’le Dursun’un, bir de Fadime’nin memleketi Yıllar sonradan bir gün kız arkadaşı yükselen burcunu öğrenmek ister Bunun için doğduğu saati bilmesi gerekir Tek sosyal aktivitesi çocuk doğum yapmakolan annesine sorduğunda aldığı cevap şu olur: Uşağum saatini hatırlamayrım ama çok kar yağmişti!ULA UŞAĞUM, KORKARIM RAKI İÇEYSİNUZ En ufak ve beş kızdan sonradan doğan erkek olduğu için annebabasının şımarttığı bir çocuktur Ama yine de ailenin 14 ineği kadar değil Yazın mektep biter bitmez ailecek yaylaya çıkarlar ve o da öteki kardeşleri gibi, beş yaşından liseyi bitirene kadar çayırlarda inek başı bekler Annesi önce inekleri besler, sonra onları İneklerini böylece sever ki, onlarla konuşur Yaşlandığında yalnızca bir inek ve bir buzağıyla kalmış, onlar da gidince, duvara fotoğraflarını asmış, ortalarına da Almanya’da olan büyük oğlunun fotoğrafını yerleştirmiştir Yaylada tek eğlenceleri, ağaçlara çıkıp şarkı türkü söylemektir Halaları, teyzesi, ablaları, babası tümü yeteneklidir Ancak o zamanlar yöre türkülerine artı meraklı değildir; radyodan dinlediği zeybekler, Azeri türküler, Türk Sanat Müziği parçaları ilgisini çeker Yorucudur yayla günleri; ama onun deyimiyle rüzgarla bağımsızlık yaşayan, özgürce şarkılarını söylemiş, doğal beslenip büyümüştür Ailesi de oldukça eğlencelidir Bir gece yayladaki ilkel evin arka odasında darı püskülünden yaptıkları sigaraları tüttürürken, babaanneleri açar kapıyı Dumandan gözün gözü görmediğini fark edince şöyle bağırır: Ula uşaklar korkarım rakı içeysinuz!Ailesi eğlenceli ve ilginçtir Dedesi Neşat Karahasanoğlu, İsmet İnönü’nün kankası, ilk milli eğitim müdürlerinden ve Maçka’nın 16 yıl belediye başkanlığını yapmış kişidir Haftasonları Zigana Dağı’nda torunlarına Lorca şiirleri okumuştur, Fransızca Karısının tabutunu sabit kalemlerle yazdığı şiirlerle doldurmuştur Ablası Nuran Bahçekapılı, kendi çapında bir ozandır; her şeyin maniyle anlatıldığı o yerde bir sürü destan yazmıştır Volkan Konak’ın en çok ses getiren parçalarından biri olan Cerrahpaşa’nın sözleri de ona aittir, şu anda son albümde yeralan, Kazım Koyuncu’ya adanmış Gardaş da Maçkalı, Bu dünyadan hayır değil Öteki de güvenilmezdiyen insandır Dedesi bir gün, ilçeye imam dayanmadığını fark edince Ankara’ya gitgide artarak bakanlıktan imam kadrosu çıkarır Ahaliyi toplayıp bildirirken, geçici olarak imamlık yapan Ali Osman Çavuş itiraz eder; Reis bey, iyi ettin de eksik ettinNiye, diye sorar dedesi E bir de cemaat kadrosu getirecektincevabı alır Volkan ilkokulu bitirdiğinde, köyden Maçka’nın içine taşınırlar Liseyi orada bitirir Onun kaderini belirleyen, lisedeki müzik öğretmeni Nurdan Tipi olur Babasını ikna eder, onu alıp ilk önce adım attığı İstanbul’a getirir ve aylarca çalıştırarak İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Ahali bölümüne bir dereceyle girmesini sağlar 1987 yılında, İTÜ Sosyal Bilimler’de mastıra başladığında, Maçka’da yaptığı derleme eser çalışmalarından oluşan Suların Horon Yeriadlı ilk albümü de piyasaya çıkar Gerçekte acemi bir çalışmadır bu lakin çizgisi için önemlidir; çünkü kendi yöresinin müziğine yaptığı ilk yolculuktur Konservatuvarda bozlakların, zeybeklerin alıp yürüdüğünü, fakat Karadeniz’in olmadığını görmüştür Bu birazcık da Karadenizlilerin tutuculuğundan kaynaklanır ona tarafından; sanata artı tartma vermemişlerdir o zamana değin Bu yüzden Türk filmlerini hatalı aksanlı bir dolu Karadenizli doldurmuştur Zaten onun da Neşet Ertaş gibi gönüldiyebilmesi muhtemel değildir Yöre sazlarını, horonu ondan sonra öğrenir Ama bununla yetinmez; yeni bir şey katmalıdır bu müziğe Onun deyimiyle gökkuşağına yeni bir renk(dili, biraz sevgi ve ışık insanlarının dilidir) Köy müziğimiz var, bundan başka kent müziğimiz olmalı, der Irksa motiflerle dünya enstrümanlarını bir arada kullanarak ve Nazım Hikmet, Sunay Akın, Yaşar Miraç, Ömer Kayaoğlu gibi şairlerin şiirlerini besteleyerek yeni bir tarz yaratmaya çalışır Fakat Karadeniz’e gider, oranın sanatkâr ve aydınlarını toplayarak icazetalır önce Orhan Gencebay’ın katkılarıyla oluşan Efulim albümü böyle çıkar ve çok beğenilir Ardından Kazanç misin Benimle, Volkanik Parçalar, Pedaliza, Şimal Rüzgarıve Marandaalbümleri kazanç MAÇKA İNCİLİZCESU MAÇKA İSPANYOLCASU Yaptığı, Karadeniz tadında, kesinlikle Maçka şivesiyle ama Karadeniz olmayan bir müziktir; Volkan Konak müziği Volkan Konak müziği varsa, dahası Volkan Konak tarzı vardır İstanbul Dragos’taki Trabzonspor Tesisleri’nin içinde, kendi işletmesi olan Şimal Bar’da tam 12 yıldır, kesintisiz program yapan Konak, bunca yıldır biriktirdiği müdavimleriyle bambaşka bir ilişki kurar Müdavimlerine sunduğu program, bar eğlencesinden çok bir kültür sanat etkinliği gibidir Dia gösterileri, şiir okumaları ve şarkı aralarında sahneden sıkça sorular sorular Bugün Latince çalışacağızdeyip Latince bir kelimenin ne olduğunu soran, daha sonra da haftaya çalışarak gelindiyen bir müzisyen Dersler bazen Türkiye’nin bir bölgesiyle, bazen kompozisyonla ilgilidir Bu bara kadınsız girmek, dans etmek, istek gerçekleştirmek yasaktır Ortama uymayan olursa, Konak şarkıyı keser, Çıkın dışarı kardeşim, şurda bilmemne pavyon var, oraya gidinder Başka konularda değil lakin müzik, edebiyat ve sanat konusunda dinleyicisinden 50 santim yukarıdadır (sahnenin yüksekliği bu değin) Yok megaloman değildir, ama kendini önemser O dünyaya kuşbakışı bakıp, kuş gibi görmeyenlerdendir Zaten müdavimleri de kendini önemseyen, seçici, basit alkışlamayan insanlardır O da onların aleyhinde mahcup olmamak için dersini çalışır, kendini yeniler, geliştirir Bütün bunları yaparken derdi, insanların yaşamaya dört elle sarılmasını sağlamaktır; En son bir ağaca ne vakit sarıldınız, bir solucanla ne süre sohbet ettiniz?gibi sorular sorar, baharda patlayan fasulyelerden dem vurur Bu, Názım Hikmet felsefesidir ona tarafından Fatih Erkoç’la yaptıkları İngilizce düeti kendi barında zaman zaman söyler Bir gün Erkoç der oysa, Ben hasbelkader İngilizce bilirim ama seninkini o kadar anlayamıyorumCevabı şu olur: E benimki Maçka İngilizcesi abiTabii dahası Maçka İspanyolcasıyla söylediği şarkılar vardır lakin Neyse BABAM ÇERNOBİL’DEN ÖLDÜ DEMİYORUM FAKAT BIR DE ağız dalaşı adamıdır Asil elde etmek koşuluyla kavganın gerekliliğine inanan Son kavgası, Çernobil kazasının yaydığı radyasyon nedeniyle Karadeniz’de büyüyen kanser vakaları üzerinedir Yalnızca ailesinden babasıyla birlikte yedi kişiyi kanserden kaybetmiş, en son meslektaşı Kazım Koyuncu’dan genç yaşta ayrılınca ayaklanma bayrağını çekmiştir Bir yandan Çernobil’in kanser vakalarına etkisi ve devletin bu konuyla ne kadar ilgilendiğine dair raporlar toplarken, bir yanlamasına söylenir: Ben babam Çernobil’den öldü demiyorum, lakin yüzde 1 etkisi de mi yok? Niye red ediyorsun? Bir araştır, bir teşhistedavi merkezi aç orada, bir özür dile hiç olmazsaŞu Anda kafası, içinde yavaşça şekillenen yeni bir düşünceyle doymuş: Karadeniz Sineması Konunun ilgililerini bir araya getirip bunu düzenlemek en büyük dileğidir Çünkü bir isyanı da şunadır: Bizde yalnızca Temel ve Dursun mu var kardeşim; hiç mi aşk öyküleri değil, devrimci bir hareket yok, hiç mi irksa bir göç, Kuvayı Milliye olayı yok?Haklıdır ola ki fakat Karadeniz de Temel ve Dursun’suz olmaz ama Ağabeyi bulmaca çözmüştür Soru: Dört harfli Latince güvercin pisliği Yanıt: Boku Üç harfli kutsal ışık: Far İki harfli bir bağlaç: İp İki harfli, başlıca içeceğimiz: Dere (a ile y’yi benzer kareye sokarak) Derhal der oysa, Abim için ayrı bulmaca yapmaları gerekli, bizim başlıca içeceğimiz su değil oysa, dere Nara yerine heyt yazmış, Allah’tan bulmaca sekiz harfli dememiş, heeeeyyt yazacaktı aramak ancak  
 
Üst Alt