Bugünkü ahvalimiz

  • Konbuyu başlatan KUL
  • Başlangıç tarihi
KUL

KUL

Moderator
Yetkili
Katılım
22 Eyl 2019
Mesajlar
9
Puanları
1
Yaş
57
Konum
İstanbul - Pendik
#1
HER ŞEYİ EN GÜZEL ŞEKİLDE YARATAN,
TÜM VARLIKLARIN TEK SAHİBİ,
İYİLİĞİ SONSUZ, İKRAMI BOL,
DİN GÜNÜNÜN TEK HAKİMİ,
ALLAH' IN ADIYLA.
İnsanoğlu yaratılmasından sonra kendindeki zekânın diğer canlılarda da olmadığını keşfettiğinde, kendinde bir üstünlük görmeye başladı. Bu da bize bugüne kadar gelen “İNSAN DÜŞÜNEN BİR VARLIK OLDUĞUNDAN DİĞER CANLILARDAN ÜSTÜNDÜR.” İddiasını ortaya koydu. Okullarda da bize öğretilen bu değil miydi? İşte bu noktada insan, o aklın, zekânın ve düşünebilme yeteneğinin bize ALLAH tarafından verildiğini unutarak bir kibir halini aldı.
İnsanoğlu bu kibirle kendini dünyanın hâkimi ilan etti. Bunun neticesinde tabiata karşı iktidar savaşına girdi. O yüzdendir ki sürekli tabiat kaynaklarını talan etti. Hayvanlara hayat hakkı tanımadı. Hatta kendi ırkını dahi katletmekten çekinmedi. O kibir ve gurur yüzünden savaşlar yaşandı ve yaşanmakta, o kibir ve gurur yüzünden koltuk sevdasına insanlar birbirlerine kırdırılmakta.
Hâlbuki ki ALLAH bizi yarattıktan sonra asla başıboş bırakmadı. Bize, ayrıca yaşama amacımızın ne olduğunu, nasıl yaşamamız ve nasıl kendisine döneceğimiz konusunda rehber olacak kanunlarını da verdi.
Biz insanlar o kibirle acziyetimizi ve hiçliğimizi düşünmeden “ben daha iyi kanun yaparım” düşüncesiyle ALLAH’ ın kanunlarını bırakıp kendi kanunlarımızı hayatımıza geçirdik. Her toplum kendi çıkarları doğrultusunda kendi kanunlarını yaptı. Bunun neticesinde dünya hayatı kavram karmaşasına döndü. Toplum içindeki bireyler de o kibirle yaşamaya ve kendisinden başkalarını hor görmeye başladı. Nasıl farklı kanunlarla yönetilen toplumlar birbirlerinden uzaklaştıysa; bu kibir yüzünden de bir toplumda yaşayan fertler de birebirlerinden koptular. Bunun kaynağının nefs olduğunu ve kendilerini ALLAH’tan uzaklaştırdığını dikkate almadılar.
Hâlbuki insanoğlu acizliğinin idrakine vararak üstünlük taslamasa, mevki, unvan, rütbe, mertebe, sınıf farkı gözetmese ve kendini toprak misali kabul etse o zaman kendi acziyetini bilen başkalarının da aciz bir kul olduğunun farkın varır. İnsanlar ALLAH karşısında aciz ve değer açısından “hiç” olduklarını bir görebilse o vakit hiçbir çekişme, kavga, anarşi olmaz.
Sözün özü şu ki;
Bizim yaptığımız kanunlar hiçbir işe yaramadı. Yarasaydı, Bilinen ya da tahmin edilen insanlık tarihi olan 50.000 yılda bir işe yarardı.
Olaya bir başka açıdan bakalım;
Günümüzde cihaz üreten bir firma bu cihazla beraber bize onu sağlıklı ve verimli bir şekilde kullanabilmemiz için bir “kullanım kitapçığı” verir. Eğer bu kitapçıktaki talimatlar dışında kullanırsak cihaz garanti kapsamı dışında kalır ve “kullanıcı hatası” olarak işleme alınmaz.
Yüce Yaradan’ da bizi yarattıktan ve tüm kâinatı emrimize ve hizmetimize verdikten sonra o nimetleri, hizmetleri ve hatta kendi bedenimizi dahi nasıl kullanmamız gerektiğini bildiren kanunlarını da bizlere vermiştir.
Biz 50.000 yıldır işe yaramayan kendi kanunlarımızı bir kenara bırakıp, Allah’ ın kanunlarına sıkı sıkı sarılmazsak asla sağlıklı bir dünya hayatını yaşayamayız. Zaten dünyanın geldiği nokta belli değil mi? Bugüne kadar “kullanıcı hatası” yüzünden mahvettiğimiz bu dünya hayatı için, “zararın neresinden dönülse kârdır.” Düşüncesiyle mutlak gerçek olan kanuna yönelme zamanı gelmedi mi?
ALLAH YÂR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.
 
Üst