Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark

Duyuru;

Forumda 'Tanıtım Yazısı' şeklinde ya da bariz belirgin kasıtlı bir kalıpta tanıtım amaçlı başka bir web sitesi'nin reklamı yapmak, 'Konu açmak' YASAKTIR! Bu şekilde açılan konular silinir ve ilgili üye ceza alır.

PM Kuralları;

Forumunda yer alan bir konuya istineden kesinlikle (özel mesaj) yolu ile destek talep etmeyiniz, zira bu tip alınan mesajlar kesinlikle cevapsız kalacaktır. İlgili konuya istinaden forumda destek konusu oluşturunuz.

İçerik hk;

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren "Bilgilihocam.Com" adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur! bunu unutmayınız.

  • Bilgilihocam.com kar amacı gütmeyen bilgi, paylaşım üzerine kurulu ücretsiz bir forum sitesidir.Üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı,video ve resimi önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.Bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir.Şahısların yazmış oldukları mesajlardan ve göndermiş oldukları materyallerden Bilgiligocam.com ve yöneticileri sorumlu değildir. Bunlara rağmen sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız admin@bilgilihocam.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır, Teşekkür Ederiz!

ONİKİ İMAM KİMLERDİR?

urgot

Yeni Üye
Mesajlar
1,919
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
33
Konum
Rusya
Peygamberimizin nesebinden olup, ilim, takvâ, ahlâk, şecâat, soy bakımından zamânındaki insanların en üstünlerinden olan, yüksek şahsiyet sâhibi oniki mübârek zât. Herbiri büyük âlim ve velî olan oniki kişi. Hazret-i Ali'den başlayıp aynı soydan (hazret-i Fâtıma'dan) gelerek Muhammed Mehdî'ye kadar devâm eden oniki din büyüğüne verilen isim. Bunlara Arapça, "Eimme-i İsnâ Aşere" de denir. İmâm, lügatte önder, lider demektir. İlimde önde olana imâm dendiği gibi, namaz kıldıranlara da cemâatın önünde bulunmasından dolayı imâm denilmiştir. Devlet başkanları halkın önderi olduğu için devlet başkanlarına ve söylediği söz kânun kabul edilen kimseye de imâm denilmiştir. (Bkz. İmâm)

Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) üç türlü vazîfesi vardı: Birincisi, ahkâm-ı fıkhiyeyi (fıkıh hükümlerini) bütün insanlara tebliğ etmek, bildirmek idi. Ahkâm-ı fıkhiye, yapılması emir veya yasak edilen işlerdir. İkinci vazîfesi, Kur'ân-ı azîmüşşânın ahkâm-ı mâneviyesini, yâni Allahü teâlânın zâtına ve sıfatlarına âit mârifetleri (yüksek bilgileri), yalnız ümmetinin yüksek olanlarının kalplerine akıtmaktır. Üçüncü vazîfesi, ahkâm-ı fıkhıyeyi, vâz ile, nasîhatle yapmıyan Müslümanlara, kuvvet kullanarak, zor ile yaptırmaktır.

Resûlullah efendimizden sonra dört halîfeden herbiri bu üç vazîfeyi tam olarak başardı. Hazret-i Hasan'ın imâmeti zamânında, fitneler, bid'atler çoğaldı. İslâmiyet üç kıtaya yayıldı. Resûlullah efendimizin nûru yeryüzünden uzaklaştı. Sahâbe-i kirâm radıyallahü anhüm ecmaîn azaldı. Bu üç vazîfeyi, bir kişi yapamaz oldu. Bu üç vazîfe, başka başka üç sınıfa ayrıldı. Usûl ve fürû ahkâmını tebliğ vazîfesi, yâni imânı ve ahkâm-ı fıkhiyeyi bildirmek vazîfesi, din imâmlarına, yâni müctehidlere verildi. Bu müctehidlerden îmânı bildirenlere "mütekellimîn", fıkhı bildirenlere "fukahâ" denildi. İkinci vazîfe, yâni dileyen Müslümanları Kur'ân-ı kerîm'in mânevî hükümlerine kavuşturmak, Ehl-i Beytin oniki imâmına ve tasavvuf büyüklerine verildi. Cüneyd-i Bağdâdî ve Sırrî-yi Sekatî bunlardandır.

Ehl-i Sünnet âlimleri, Resûlullah efendimizin bu ikinci vazîfesini oniki imâmdan öğrenerek, tasavvuf ilmini meydana getirdiler. Bâzıları, evliyâya, kerâmetlere ve tasavvufa inanmıyorlar. Onların bu inanmamaları, oniki imâmla ilgileri olmadığını göstermektedir. Oniki imâm, Ehl-i Sünnetin imâmlarıdır.

Ehl-i Beyti seven ve oniki imâmın yolunda olanlar Ehl-i Sünnettir. İslâm âlimi olabilmek için, Resûlullah'ın bu iki vazîfesinde, kendisinin vârisi olmak lâzımdır. Yâni, bu ilimlerin ikisinde de mütehassıs, uzman olmak şarttır.

Üçüncü vazîfe, yâni ahkâm-ı dîniyyeyi kuvvetle satvet ve saltanatla yaptırmak işi, meliklere ve sultanlara, yâni hükûmetlere verildi. Birinci sınıfın kısımlarına "mezheb" ikincisinin kısımlarına "tarîkat" üçüncüsüne de "kânun" denildi. Îmânı bildiren mezheplere "Îtikâdda mezheb" denir. Îtikâd mezheplerinin yetmiş üçe ayrılacağını, bunlardan yalnız birinin doğru, ötekilerinin bozuk olacağını, Peygamber efendimiz haber vermişti. Öyle de oldu. Doğru yolda olduğu müjdelenen fırkaya "Fırka-ı nâciye" veya "Ehl-i Sünnet vel-cemâ'at" mezhebi denir. Yanlış oldukları bildirilen yetmiş iki fırkaya "Bid'at fırkaları" yâni, "sapık yollar" denir. Bunların hiçbiri kâfir değildir.

Tasavvufta ikinci yol olan vilâyet yolu(Bkz. Tasavvuf), oniki imâm vâsıtası ile insanlara ulaşmıştır. Bütün evtâd, büdelâ, nücebâ ve evliyâ hep bu yoldan kavuşmuşlardır. Peygamberimizden gelen feyizler, mârifetler ve sesli zikir bu oniki imâm vâsıtasıyla gelmiştir.

Ehli Sünnet olanlar, oniki imâmı sevme konusunda çok hassas davranmışlar ve gereken hürmeti göstermişlerdir. Çocuklarına oniki imâmın isimlerini koymayı da, kendileri ve çocukları için bir şeref kabûl etmişlerdir.

Doğru yoldan ayrılanlar, oniki imâmı sevme adı altında oniki imâma iftirâ edip, haklarında kötü sözler sarfetmektedirler. Doğru yoldaki İslâm âlimleri hiçbir devirde, hiçbir zaman oniki imâm hakkında iftirâda bulunmamışlar, bilakis oniki imâm sevgisini son nefeste îmân ile gitmek için şart görmüşlerdir. Oniki imâmda Resûlullah efendimizin zerreleri vardır. Bunlara kıymet vermek, saygı göstermek her Müslümanın vazîfesidir.

Oniki imâm sevgisi, edebiyât alanında da etkisini göstermiştir. Oniki imâm sevgisini terennüm eden binlerce şiir ve methiye yazılmıştır. Bu arada oniki imâm sevgisini istismâr ederek Müslümanları birbirine düşürmek isteyen bâzı bölücü kimseler, oniki imâm hakkında gerçek dışı yazılarla Müslümanlar arasına fitne sokmak istediler. Bâzı câhil kimseler de böyle şiir ve uydurma hikâyeleri okuyarak, dinliyerek ağlamayı ve din büyüklerini kötülemeyi ibâdet sandılar. Hakîkî din âlimleri yazılarıyla, vâz ve öğütleriyle bu konuda da insanlara doğru yolu gösterdiler. Oniki imâm diye anılan mübârek insanlar, sırasıyla şu zâtlardır:

1. Ali bin Ebî Tâlib: Resûlullah'ın amcası Ebû Tâlib'in oğlu ve Peygamber efendimizin dâmâdıdır. İslâm halîfelerinin ve Cennetle müjdelenen on kişinin dördüncüsüdür. Hicretten 23 sene evvel Mekke'de doğdu. 661 (H.40) senesinde İbn-i Mülcem tarafından şehit edildi.

2. Hasan bin Ali: Resûlullah efendimizin kızı hazret-i Fâtıma'nın oğludur. Hicretin üçüncü yılı Medîne'de doğdu. Hicrî 49'da Medîne'de vefât etti. Yüzü Resûlullah efendimizin yüzüne çok benzerdi. Babası hazret-i Ali'nin vefâtı üzerine halîfe oldu ise de, yedi ay sonra hilâfeti hazret-i Muâviye'ye bıraktı. Soyundan gelenlere "şerîf" denir. (Bkz. Şerîf)

3. Hüseyin bin Ali: Resûlullah efendimizin torunu ve hazret-i Ali'nin, hazret-i Fâtıma'dan olan ikinci oğludur. Bunun soyundan gelenlere "seyyid" denir (Bkz. Seyyid). Hicretin altıncı senesi doğdu. 681 (H.61) senesinde Kerbelâ'da şehit oldu.

4. Zeynelâbidîn bin Hüseyin: Hazret-i Hüseyin'in oğlu, Muhammed Bâkır'ın babasıdır. 666 (H.46) senesinde doğdu, 713 (H. 94) de Medîne vâlisi Osman bin Hayyân tarafından zehirletilerek şehit edildi.

5. Muhammed Bâkır: Zeynelâbidîn'in oğlu, Câfer-i Sâdık'ın babasıdır. 676 (H.57) senesinde Medîne'de doğdu, 732 (H. 113) senesinde vefât etti. Medîne'de Cennet-ül-Bakî'de, babasının yanındadır.

6. Câfer-i Sâdık: Muhammed Bâkır'ın oğlu ve Mûsâ Kâzım'ın babasıdır. 702 (H.83)de Medîne'de doğdu. 765 (H. 148)'te Medîne'de vefât etti. İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe ve kimyâger Câbir, bunun talebesiydiler.

7. Mûsâ Kâzım: Câfer-i Sâdık'ın oğlu, İmâm-ı Ali Rızâ'nın babasıdır. 745(H. 129)'te Medîne'de doğdu. 802 (H. 180)de Bağdat'ta vefât etti. Kâzımiyye'dedir.

8. Ali Rızâ: Mûsâ Kâzım'ın oğlu ve Muhammed Cevâd Takî'nin babasıdır. 770 (H.153)'te Medîne'de doğdu ve 818 (H. 203)'te Tus yâni Meşhed'de vefât etti. Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri, İmâm Ali Rızâ'nın sohbetiyle şereflenip kemâle geldi.

9. Muhammed Cevâd Takî: Ali Rızâ'nın oğlu, Ali Nakî'nin babasıdır. Lakabı Hâdî'dir. 810 (H.195)'da Medîne'de doğdu. 835 (H.220) senesinde Bağdat'ta vefât etti.

10. Ali Nakî: İmâm-ı Muhammed Cevâd Takî'nin oğlu ve Hasan bin Askerî Zekî'nin babasıdır. Lakabı Hâdî'dir. 819 (H.204)'da Medîne'de doğdu. 868 (H.254)'de Bağdat'ın Sermenray nâhiyesinde vefât etti.

11. Hasan bin Ali Askerî Zekî: Ali Nakî'nin oğlu, Muhammed Mehdî'nin babasıdır. 846 (H.232)'da Medîne'de doğdu. 875 (H.261) senesinde yine Medîne'de vefât etti.

12. Muhammed Mehdî: Hasan bin Ali Askerî Zekî'nin oğlu olup, Samarra'da vefât etti.
 

Yazar: urgot
Makale Başlığı: ONİKİ İMAM KİMLERDİR?
Kaynak URL'si: Bilgilihocam Güncelden Bilimsele-https://bilgilihocam.com
Alıntı ve Paylaşım Kuralları: Kaynak gösterilmek kaydıyla makaleden kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarın izni olmadan makalenin tamamı başka bir siteye kopyalanamaz veya başka bir yerde yayınlanamaz.
Üst